Makaleler

OSMANLI HANEDANI'NIN SÜRGÜNÜ (18.2.2017 Ülke TV)

Osmanlı Hanedan ailesine uygulanan sürgünün 93. yıl dönümü yaklaşırken konuyu konuşmak üzere Ülke TV'de 18.2.2017 saat 21:15'te yayınlanan "Konuşacaklarımız Var" programında Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci ve Dr. İbrahim Pazan, Orhan Karaağaç'ın konuklarıydı...


SÜRÜLDÜLER AMA BİTMEDİLER (10.3.2013 Türkiye)

İbrahim Pazan - İSTANBUL

Osmanoğulları için 89 sene önce sürgün kanununun çıktığı 3 Mart 1924 günü, son padişah Sultan Mehmed Vahideddin Han, son halife Abdülmecid Efendi ve şehzade unvanını taşıyan 35 kişiyle birlikte ailenin toplam 37 erkek üyesi bulunuyordu. Ancak başka ülkelerdekinden farklı olarak bizdeki sürgünün kapsamı çok geniş tutulmuştu. Sultan denilen padişah ve şehzade kızları (42 kişi), bu sultanların sultanzade denilen erkek (16 kişi) ve hanımsultan denilen kız çocukları (16 kişi), ayrıca buraya kadar sayılanların zevc (18 kişi) ve zevceleri (27 kişi) ile birlikte kanunun saydığı kişi sayısı 156'yı bulmaktaydı. Aralarında Seniha Sultan gibi 72 yaşında pir-i fani olan da vardı, Melike Hanımsultan gibi annesinin kucağında 15 günlük bebek olan da. Ayrıca kanunen sürgüne gitmesi gerekmediği halde, çocuklarından ayrılamayan anneler, annelerinden ayrılamayan çocuklar, kızı ölmüş bulunduğu için torunlarıyla giden anneanneler, kalfa, ağa, mürebbiye, muallim gibi efendilerinden ayrılamayan ve bendegân denilen hizmetlilerle birlikte gerçek sürgün sayısı 250'yi geçiyordu.

 

“10 GÜN İÇİNDE TÜRKİYE'Yİ TERK EDİN”

Resmî adıyla “Hilâfetin ilgâ ve Hanedan-ı Osmanî'nin Türkiye Cumhuriyeti memaliki haricine çıkarılmasına dair 3 Mart 1340 (1924) tarih ve 431 numaralı kanun” 13 maddeyi ihtiva ediyordu. 3. maddede “İkinci maddede mezkûr kimseler işbu kanunun ilânı tarihinden itibaren azami on gün zarfında Türkiye Cumhuriyeti arazisini terke mecburdurlar” deniyordu. Ancak kanun kapsamına giren hanedan üyeleri ve mensuplarından, o sırada hasta yatağında yatmakta olan Sultan Beşinci Murad Han'ın kızı Fatma Sultan ile eşi ve üç çocuğu hariç hiçbirisi sözü edilen 10 günlük süreyi kullanamamışlardır. Kanun, 6 Mart 1924 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığına göre vatanı terk için son gün 15 Mart olmalıydı. Hâlbuki Halife Abdülmecid Efendi, oğlu Ömer Faruk Efendi, kızı, zevceleri ve üç kişilik maiyeti, daha 4 Mart sabahı Dolmabahçe Sarayı'ndan alınarak otomobillerle Çatalca'ya getirilip Simplon Ekspresi'ne bindirildiler. Vatanı terk için şehzadelere 6 Mart'ın başladığı gece yarısına kadar 48 saat, sultanlara ve diğerlerine ise 1 hafta mühlet verilmişti. Dolayısıyla 10 Mart günü bittiğinde, o sırada zaten yurt dışında olanlar ile Fatma Sultan ve ailesi haricinde, kanunun saydığı kişilerin tamamı vatan topraklarını terk etmiş bulunmaktaydı.

 

LİSTEDE HANEDANDAN 37 ERKEK 

Hanedanın padişah sulbünden inen ve sürgün listesinde ismi bulunan 37 erkek üyesinden yedisi, kanunun çıktığı tarihte zaten yurt dışında bulunuyordu. Aslında sürgün en önce onlar için başlamıştı. Bunlardan İtalya'da bulunan Sultan Vahîdeddin ve oğlu Mehmed Ertuğrul Efendi zaten 18 Kasım 1922'den beri sürgündeydiler. Osman Ertuğrul Efendi ile babası Mehmed Burhaneddin Efendi ve ağabeyi Mehmed Fahreddin Efendi de o sırada Viyana'da idi. Abdürrahim Hayri Efendi Roma'da, Osman Fuad Efendi ise İsviçre'de idiler. Sultan Abdülmecid'in kızı ve son sadrazamlardan Damad Mehmed Ferid Paşa'nın zevcesi Mediha Sultan da, 1922 yılında eşiyle birlikte Fransa'ya gitmişti. 

 

Sürgüne giden 37 Osmanoğlundan 11'inin birlikte bulunduğu bir resim. Şehzadeler 1909 sonbaharında Ertuğrul Yatı'nda. Soldan sağa oturanlar; Şehzade Mehmed Seyfeddin, Abdülmecid, Mehmed Vahîdeddin, Mehmed Ziyaeddin, İbrahim Tevfik Efendiler. Ayaktakiler soldan sağa; Şehzade Mehmed Cemaleddin, Ömer Hilmi, Mahmud Necmeddin (sürgünden önce vefat etmiştir), Ahmed Nihad, Mehmed Abdülhalim, Osman Fuad ve Ömer Faruk Efendiler. 

 

1920 senesi sonları Mekteb-i Sultanî. Soldan sağa oturanlar; Şehzade Mehmed Nazım, Mehmed Nizameddin ve Mehmed Orhan Efendiler. Soldan sağa ayaktakiler; öğretmen, Şehzade Mehmed Abdülkerim Efendi, öğretmen, Şehzade Mehmed Şerefeddin Efendi, okul müdürü Salih Arif Bey, Şehzade Ali Vasıb Efendi, öğretmen, Şehzade Mehmed Âbid Efendi, öğretmen. 7 şehzade de sürgüne gitmiştir.

 

Sürgün, erkekler için 50 yıl sürdü

1924 yılında başlayan sürgün hayatı, kadınlar için 28, erkekler için 50 yıl devam etti. 23 Haziran 1952'de hanedanın kadın üyelerinin vatana dönmesine imkân veren kanun çıktığında, 1924'teki sürgün listesinde bulunan 42 sultandan 17'si, aradan geçen 28 yıl içinde vefat etmiş bulunuyordu. Diğerlerinin de bu izinden faydalanıp sürekli kalmak için vatana dönmesi son derece zordu.

 

Aradan yarım asır geçtikten sonra 15 Mayıs 1974'te hanedanın erkek üyeleri için de vatana giriş izni verildiği zaman 1924 Martında vatandan çıkarılan 37 erkek üyeden sadece 10'nu hayatta bulunuyordu. Artık yaşları ilerlemiş, çoğunun İstanbul'da ne arkadaşları, ne de akrabaları kalmıştı. Çoğu vatanı terk ederken birkaç sene sonra bu hatadan vazgeçileceği ve geri dönecekleri konusunda umut içindeydiler. Ama dünyanın dört bir yanına öyle bir savruldular, hayat değirmeninin taşları arasında, bitmek bilmeyen uzun seneler boyunca öyle bir öğütüldüler ki hâlâ varlıklarını sürdürebilmeleri başka bir aile için kanaatime göre imkânsızdı.

 

89 sene önce tren ve gemilerle vatanı terke etmeye mecbur bırakılan 250 kişiden sadece bir kişi hayattadır. O da şu anda Beyrut'ta yaşayan 1918 doğumlu Bilun Hanımsultan olup Sultan Abdülmecid Han'ın torunu Fatma Zehra Sultan'ın kızıdır.

 

Bugün hayatta olan 25 şehzadeden sadece biri Azizî olup diğerleri Mecidî'dir. Mecidî olanların 2'si, Sultan Abdülmecid Han'ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi'nin torunlarıdır. Diğerlerinin 6'sı Muradî, 9'u Hamidî ve 7'si Reşadî'dir. 25 şehzadeden 3'ü 1974'de sürgünün kaldırılmasından sonra İstanbul'da doğmuştur. Diğerlerinin 13'ü sürgün devam ederken, 9'u da sürgünün kaldırılmasından sonra yurt dışında, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Avusturya, Suriye, Mısır ve Lübnan'da doğmuştur. Aralarında en yaşlı olanı, 23 Haziran 1924 Paris doğumlu Osman Bayezid Efendi olup hanedan reisidir. Sultan Abdülmecid Han'ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi'nin oğlu İbrahim Tevfik Efendi'nin oğludur ve Sultan Osman Gazi'nin 22. kuşaktan torunudur. En genç şehzade olan, 6 Haziran 2012 Londra doğumlu Ziya Reşad Efendi ise Sultan Osman Gazi'nin 25. kuşaktan torunudur.

 

Hayattaki 15 sultandan 1'i Sultan Beşinci Murad; 8'i Sultan İkinci Abdülhamid; 2'si Sultan Mehmed Reşad Han; 2'si Sultan Abdülmecid Han'ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi ve 2'si Sultan Abdülaziz Han soyundandır. En yaşlı sultan olan Safvet Neslişah Sultan, 25 Aralık 1925 Budapeşte doğumludur. İstanbul'da ikamet eden Sultan'ın babası, Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın oğullarından Mehmed Abdülkadir Efendi'dir. Bir Osmanlı padişahının ikinci kuşak torunu olan hayattaki tek kişidir.

 

Osmanlı hanedan ailesine mensup hayattaki 40 şehzade ve sultan dışında, sultan çocuğu 21 sultanzade ve 13 hanımsultan ile bunların çocuk ve torunları olan 230 civarında aile üyesi ile birlikte Sultan İkinci Mahmud Han'ın neslinden olan hayattaki kişi sayısı 300'ü bulmaktadır. Bunlardan bir kısmı aynı zamanda Mısır, Ürdün, Haydarabad ve Kotwara hanedanlarına mensuptur.

 

Hayattaki şehzade ve sultanlardan sadece Harun Efendi ile 3 çocuğu ve büyük oğlundan 5, küçük oğlundan olan 1 torununun yanı sıra Safvet Neslişah Sultan İstanbul'da yaşamaktadır. Osman Selaheddin Efendi de zaman zaman İstanbul'a gelmekte ve Beylerbeyi'ndeki evinde kalmaktadır. Diğerlerinin tamamı, yurt dışında çeşitli ülkelerde ikamet etmektedir. 

 

 

Bu yazı, Türkiye Gazetesi'nin 10 Mart 2013 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

ÇIRAĞAN'DA 110 SENE SONRA ŞEHZADE NİKAHI

İSTANBUL (İHA) - 33. Osmanlı padişahı Sultan V. Murad Han'ın torununun torunu olan Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu (72), bir süredir nişanlı olduğu emekli öğretmen Hanife Candan Günen (58) ile Çırağan Sarayı'nın Enderun Balo Salonu'nda yapılan bir törenle evlendi.
Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara'nın kıydığı nikahın şahitliklerini Osmanoğlu'nun dayısının oğlu olan ve İngiltere'den gelen Şehzade Ömer Abdülmecid Osmanoğlu, Sultan Abdülmecid Han'ın kızı Cemile Sultan neslinden Mahmut Ekrem Dömeke, gelinin akrabası Şazi Zeren ve eski Erzurum milletvekili Rasim Cinisli yaptı. Üsküdar Belediye Başkanı Kara, Şehzadenin Üsküdar'da oturması sebebiyle nikahını kıymak için kendisini seçmesinden onur duyduğunu söyledi. Nikahın kıyılması sırasında gelinden "Evet" cevabını alan Kara damada ''Siz de kimsenin baskısı ve tesiri altında kalmaksızın, aşk ve sevgi baskısı hariç, hür iradenizle Candan Günen'le evlenmeyi kabul ettiniz mi?'' diye sorarak espri yaptı. Nikah cüzdanını evlenen çifte vermesi için şahitlerden Rasim Cinisli'ye uzatan Kara, Cinisli'nin 1974 yılında çıkarılan ve 50 yıl süren sürgünü bitiren kanunun çıkarılmasında büyük emeği olduğunu hatırlattı.
Nikah töreninden sonra bir konuşma yapan Osmanoğlu, Çırağan'ın kendisi için özel bir anlamı olduğunu belirterek babası, büyük babası, dört halası ve amcası dahil, ailesinden toplam yedi kişinin bu sarayda doğduğunu; dördüncü, üçüncü ve ikinci kuşak dedeleri Sultan V. Murad Han, Şehzade Mehmed Selaheddin Efendi ve Şehzade Ahmed Nihad Efendi'den sonra, bu gece kendi nikahının Çırağan'da kıyılan sekizinci nikah olduğunu söyledi. Şahitlere, törene katılan çocuklarına, bütün akraba ve dostlarına teşekkür eden Osmanoğlu, son teşekkürü gelin Candan Günen'e ayırdı.
Daha sonra söz alan Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı ile müzikolog, orkestra şefi ve besteci Dr. Emre Aracı birer konuşma yaptılar.
Nikahtan sonra devam eden kokteyl boyunca, Dr. Aracı'nın Osmanlı Saray Müziği'nden yaptığı düzenlemeler dinletildi. Zarif beyaz bir döpiyes giyinmiş gelin ile papyonlu siyah bir takım elbise tercih eden damadın düğün pastasını kesmelerinin ardından havai fişek gösterisi yapıldı. Törene katılan davetlilere Osmanlı motifleriyle süslü çini kaseler içerisinde badem şekeri ikram edildi.
Törene çiftin çocukları, akrabaları ve yakın dostları katıldı. Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Dr. Emre Aracı'nın yanı sıra Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Pazan, Mehmet Şadi Polat, Süleyman Nihat Özbudun, Afgan Kralı Amanullah Han'ın kızı Prenses Naciye Doğan, damadın küçük oğlunun kayınpederi Turgut Öcal, eşi Deniz Öcal ve kızı Aslı Öcal, gelin Candan Günen'in vefat eden eşinden kızı Cansu Karpak, Rasim Cinisli, eşi Süheyla Cinisli, çocukları Mustafa Fevzi, Murat ve Zehra Cinisli törene katılanlar arasında yer aldı. Hanedan ailesinden katılanların listesi ise şöyle:

Sultan Abdülmecid Han kolundan
Nilüfer Sultan (Burhaneddin Cem Efendi'nin kızı)
Sultanzade Cengiz Baransel Beyefendi (Mübeccel Bezmialem Sultan'ın oğlu)
Aliye Şenay Baransel (Cengiz Baransel'in eşi)
Arzu Enver Eroğan (Sultanzade Ali Enver Beyefendi'nin kızı)
Ömer Eroğan (Arzu Enver Eroğan'ın eşi)
Mahmut Ekrem Dömeke (Ayşe Sıdıka Hanımsultan'ın torunu)
Filiz Dömeke (Mahmut Ekrem Dömeke'nin eşi)

Sultan Beşinci Murad Han kolundan
Şehzade Orhan Murad Osmanoğlu (Osman Selaheddin Osmanoğlu'nun oğlu)
Ayşe Gülnev Osmanoğlu Sultan (Osman Selaheddin Osmanoğlu'nun kızı)
Kenize Murad (Selma Hanımsultan'ın kızı)
Telgüzar İris (Sultanzade Celal Refik İris Beyefendi'nin eşi)
Resan İris (Sultanzade Celal Refik İris Beyefendi'nin kızı)
Serra Deveci (Resan İris'in kızı)
Emirhan Deveci (Resan İris'in oğlu)

Sultan İkinci Abdülhamid Han kolundan
Şehzade Harun Osmanoğlu (Mehmed Abdülkerim Efendi'nin oğlu)
Şehzade Orhan Osmanoğlu (Harun Efendi'nin oğlu)
Esra Osmanoğlu (Orhan Efendi'nin eşi)
Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu (Harun Efendi'nin oğlu)
Şehzade Yavuz Selim Osmanoğlu (Orhan Efendi'nin oğlu)
Muhammed Ammar Sagherji (Harun Efendi'nin damadı)

Sultan Mehmed Reşad Han kolundan
Şehzade Ömer Abdülmecid Osmanoğlu (Mahmud Namık Efendi'nin oğlu)
Şehzade Mahmud Osmanoğlu (Ömer Abdülmecid Efendi'nin oğlu)

Sultan Mehmed Vahideddin Han kolundan
Hanzade Özbaş (Suade Hümeyra Hanımsultan'ın kızı)
Neslişah Ulviye Ekmekçi (Hanzade Özbaş'ın kızı)
Emre Ekmekçi (Neslişah Ulviye Ekmekçi'nin eşi)
Mesude Emel Zaimoğlu (Hanzade Özbaş'ın kızı)


Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu kimdir?
33. Osmanlı padişahı Sultan Beşinci Murad Han'ın torununun oğlu Şehzade Ali Vâsıb Efendi ile 35. Padişah Sultan Mehmed Reşad Han'ın torunu Emine Mukbile Sultan'ın oğludur. 1940 yılında Mısır'ın İskenderiye şehrinde doğdu.
Babası Şehzade Ali Vâsıb Efendi, (d. 13 Ekim 1903, Çırağan Sarayı, İstanbul - ö. 9 Aralık 1983, İskenderiye, Mısır). Sultan Murad Han'ın torunu Şehzade Ahmed Nihad Efendi'nin oğludur. Şehzade Ali Vâsıb Efendi Galatasaray Lisesi'nde (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu'nda (Harbiye Mektebi) okudu. Piyade üsteğmeni rütbesinde iken saltanatın lağvı ve hanedan üyelerinin 1924'te sürgüne gönderilmesi üzerine ailesiyle birlikte yurtdışına çıktı. Hepsi Sirkeci'den Budapeşte'ye gittiler. Budapeşte'de bir süre kaldılar. Viyana'ya uğradılar, oradan da Fransa'nın Nice kentine gittiler. Orada 11 yıl yaşadılar. 1931'de Sultan Mehmed Reşad Han'ın torunu Emine Mukbile Sultan'la evlendi. Aile 1935'te İskenderiye'ye taşındı. 1977 yılında Şehzade Mehmed Abdülaziz Efendi'nin vefatıyla Hanedan Reisi oldu. 1983 yılında İskenderiye'de vefat etti. İskenderiye'ye defnedilen cenazesi Mayıs 2007'de oğlu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu'nun girişimiyle Türkiye'ye nakledilerek Eyüp'teki Sultan Reşad Türbesi'nin bahçesine defnedildi.
Şehzade Ali Vâsıb Efendi'nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı hatıraları "Bir Şehzadenin Hatıratı Vatan ve Menfada Gördüklerim ve İşittiklerim" ismiyle oğlu tarafından kitaplaştırılarak yayımlandı.
Osman Selaheddin Osmanoğlu İskenderiye'deki İngiliz okulu Victoria College'da okudu. Orada Türkçenin yanında İngilizce, Fransızca ve Arapça öğrendi. 18 yaşına kadar Mısır'da yaşadı. Liseyi bitirdikten sonra yüksek tahsili için İngiltere'ye gitti. Orada finans ve muhasebe okudu. Kariyeri İngiltere'de geçti. Orada evlendi. Üçü erkek biri kız 4 çocuğu oldu. Oğullarından biri vefat etti. Halen hepsi evli olan 3 çocuğundan 8 torunu vardır. Büyük oğlu Orhan Murad Efendi ile kızı Ayşe Gülnev Sultan İngiltere'de yaşıyor. Küçük oğlu Selim Süleyman Efendi ise işi dolayısıyla İngiltere'den Umman'ın başşehri Muskat'a gitmiştir. Osman Selaheddin Osmanoğlu çocuklarının annesi Athena Joy Christoforides Hanımefendi'den 1991 yılında boşandı.
Osman Selaheddin Osmanoğlu Hanedan'ın vatana dönüşü için 1974'de izin çıktığında 34 yaşında idi. İlk zamanlar İstanbul'a turist olarak gelip gitti. Daha sonra İngiltere'de emekli oldu ve Beylerbeyi Sarayı'nın yakınında ve babasının doğduğu Çırağan Sarayı manzaralı bir ev alarak İstanbul'a yerleşti.
Osmanlı hanedanı üye ve mensuplarından halen hayatta, 24 şehzade, 15 sultan ile sultan çocukları olan 21 sultanzade ve 13 hanımsultan bulunuyor. 6 şehzade, 1 sultan, 4 sultanzade ve 1 hanımsultan olmak üzere bu 73 üyenin 12'sini Osman Selaheddin Osmanoğlu ailesi teşkil ediyor.
23.04.2012

Gelin Hanife Candan Günen Hanımefendi ve damat Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu

Damadın çocuklarından Ayşe Gülnev Sultan ve Orhan Murad Efendi, gelin, damat ve ortalarında İbrahim Pazan

Düğüne katılan ve Sultan Abdülmecid Han'ın kanını taşıyan 20 Osmanlı Hanedan ailesi mensubu bir arada

Dünyaca ünlü gazeteci ve yazar, Sultan Beşinci Murad Han'ın neslinden Kenize Murad ve İbrahim Pazan

ŞEHZADE DÜNDAR OSMANOĞLU OPERASYON ÖNCESİ, SURİYE'DE MAHSUR KALDI… (29.8.2013 Türkiye)

İBRAHİM PAZAN

İSTANBUL (İHA) - Osmanlı Hanedanı İkinci Reisi Şehzade Dündar Osmanoğlu Suriye'de mahsur kaldı…

34. Osmanlı padişahı Sultan İkinci Abdühamid Han’ın en büyük oğlu Şehzade Mehmed Selim Efendi’nin torunu Şehzade Dündar Efendi, Suriye’de iç savaşın başladığı ve her gün çok sayıda insanın öldüğü 2011 yılı başından beri Şam’daki evinden dışarı çıkamıyor. Uluslararası güçlerin silahlı müdahalesinin söz konusu olduğu şu günlerde, hanımıyla birlikte Şam’da yalnız yaşayan Şehzade’nin hayatı ciddi tehlike altında.

83 yaşındaki Şehzade Dündar Efendi’nin iki yaş küçük kardeşi ve yeğenleri ise İstanbul’da yaşıyor. Konuyla ilgili olarak görüşünü aldığımız Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, amcası ile yengesinin hayatları konusunda endişeli olduklarını dile getirdi. Osmanoğlu, yaşları hayli ilerlemiş bulunan amcası Şehzade Dündar Efendi’nin sağlığının da kötü olduğunu, çocuğu bulunmayan amcası ve yengesi Yüsra Hanımefendi’nin ihtiyaçları ile Şam’da yaşayan diğer akrabalarının ilgilendiklerini söyledi.

ŞEHZADE DÜNDAR OSMANOĞLU KİMDİR?

Osmanlı hanedanının hayattaki 25 şehzadesinden biri olan Dündar Efendi, 20 Aralık 1930 Şam doğumlu. Babası Mehmed Abdülkerim Efendi, Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın en büyük oğlu olan Mehmed Selim Efendi'nin tek oğlu idi. 1924'de Osmanlı hanedan üyelerinin yurt dışına çıkarılması sırasında Beyrut'a gitmişlerdi. Mehmed Abdülkerim Efendi, Şam'da evlenip 1930 ve 1932 doğumlu Dündar ve Harun isimli iki çocuğunu küçük yaşta yetim bırakarak 1935'te hayatını kaybetti. Mehmed Selim Efendi'nin de 1937'de vefatından sonra, Dündar ve Harun Efendi’nin annelerinden başka kimsesi kalmadı. Uzun sürgün yılları süresince yad ellerde hayat mücadelesi veren ailenin Harun Efendi kolu, 1974'de hanedan üyelerinin vatana dönmelerine izin verilmesinden hemen sonra Şam'dan İstanbul'a geldi. Dündar Efendi ise yıllar önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını almış olmasına rağmen Şam’da kalmayı tercih etti. Şehzade Dündar Efendi Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Hanedan Reisi Osman Bayezid Efendi'den sonra şehzadeler içinde yaş sıralamasında ikinci, yani hanedan ikinci reisi. Osmanlı hanedanı üye ve mensuplarından halen hayatta, 25 şehzade, 15 sultan ile sultan çocukları olan 21 sultanzade ve 14 hanımsultan bulunuyor.

Şehzade Dündar Osmanoğlu 2009 yılında kardeşinin kızı Nurhan Sultan’ın çocukları Sara Hanımsultan ve Sultanzade Muhammed Halil Sagherji ile Şam’daki evinde.

15 yıl kadar önce Şehzade Dündar Efendi’nin İstanbul’u ziyaretinde çekilmiş bir resim: Soldan Sağa: Şehzade Harun Osmanoğlu, Şehzade Dündar Osmanoğlu, Dündar Efendi’nin eşi Yüsra Hanımefendi, Harun Efendi’nin eşi Farizet Hanımefendi.

Bu haber, Türkiye Gazetesi'nin 29 Ağustos 2013 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

 

ABU DABİ’DE BİR OSMANLI SULTANI (21.3.2008 Türkiye)

Hayattaki Osmanoğulları'ndan gizli kalmış bir ailenin mensubu Perihan Sultan ile buluşmamız, ‘Doğu’daki ‘Batı’da göreceklerimizden çok daha önemliydi...

Perihan Sultan kimdir?

Şu anda hayatta 26 Osmanlı şehzadesi ve 17 sultan bulunduğunu biliyoruz. Padişah ve şehzade kızlarına “sultan” denildiğini, ancak 1924 yılının Mart ayında halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı üyelerinin yurt dışına çıkarılmasından, hatta bu tarihten de önce, Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasından sonra bu unvanların resmî değil sadece nostaljik bir anlam taşıdığını belirtelim. Hayattaki sultanlardan 14’ü Sultan Abdülmecid Han, 3’ü Sultan Abdülaziz Han soyundandır. Azizî olan sultanlardan 1’i, Sultan Abdülaziz Han’ın oğullarından Halife Abdülmecid Efendi’nin torunu, diğer 2’si Mehmed Şevket Efendi’nin torununun kızlarıdır. Perihan Sultan’ın babası Süleyman Sadeddin Efendi, Mehmed Şevket Efendi’nin tek oğlu olan Mehmed Cemaleddin Efendi’nin küçük oğludur. 1924 Martında 6 ve 7 yaşlarındaki iki oğlu, hanımı ve annesiyle İstanbul’dan çıkarak Beyrut’a sürgüne gelen Mehmed Cemaleddin Efendi’nin yürek burkan hikâyesinin yanında, Sultan Aziz’in yetimi, 4 yaşında anasız ve babasız kalan babası Mehmed Şevket Efendi’nin dramına değineceğiz. 

 

Perihan Sultan’ın, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han’dan başlayan şeceresi 

 

MEHMET ŞEVKET EFENDİ

1879’da Sultan Abdülaziz ve İkinci Abdülhamid Han’ın çocukları bir arada. En solda Abdülmecid Efendi, onun yanındaki Mehmed Şevket Efendi. (Doğum 1872 Dolmabahçe Sarayı - Vefat: 1899 Ortaköy Sarayı) 

 

MEHMED CEMALEDDİN EFENDİ

1910 yıllarında 12 şehzade Ertuğrul Yatı’nda. En solda ayakta duran Mehmed Cemaleddin Efendi, Perihan Sultan’ın dedesi oluyor. (Doğum 1890 Yıldız Sarayı - Vefat: 1946 Beyrut) 

 

SÜLEYMAN SADEDDİN EFENDİ

Perihan Sultan’ın babası Süleyman Sadeddin Efendi (Doğum 1917 Ortaköy Sarayı - Vefat: 1985 Riyad) ve hanımı Lamia Hanımefendi. Çalışmak için Lübnan’dan Suudi Arabistan’a giden Sadeddin Efendi, orada hastalanarak vefat etti. Suudi hükümeti, Lamia Hanımefendiye vize vermediği için mezarı Riyad’da bulunan Sadeddin Efendi’nin cenazesine ailesinden hiç kimse katılamamış. 

 

DEVİR DEĞİŞMİŞ!

Perihan Sultan 1963 Beyrut doğumlu... Normalde bir sultanın ayağına gidilir. Ama ne yapalım ki devir değişmiş. Perihan Sultan çalıştığı yerden bir saatliğine ayrılıp o anda bulunduğumuz Abu Dabi’nin gösterişli kafelerinden birine geliyor. 

Mart başında, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde açılacak yayıncılık fuarı için sürdürdüğümüz hazırlıkların telaşı içindeydik. Bu arada kendimizi, bir başka heyecana da hazırlıyorduk. Fuar çalışmaları vesilesiyle ne zaman bir araya gelsek, bir fırsatını bulup ekip arkadaşlarıma bu heyecanın ayrıntılarını anlatıyordum.

Bizi heyecanlandıran, Dubai ve Abu Dabi’de göreceğimiz devasa gökdelenler, bol ışıklı geniş caddeler, ABD’dekileri aratmayan muazzam iş ve alışveriş merkezleri, eğlence mekânları değildi. Bir müddettir haberleştiğimiz, Abu Dabi’de yaşayan bir Osmanlı sultanını, bir aksilik olmadığı takdirde ziyaret edecek olmamız, bizim için bu “Doğu”daki “Batı”da göreceklerimizden çok daha önemliydi.

Hayattaki 17 Osmanlı sultanından birisiydi Perihan Sultan... Hanedan ailesinin 1924’te vatandan çıkarılıp sürgüne gönderilmesini konu alan yazılarda, kitaplarda ve televizyon programlarında adları pek geçmeyen bir koldan geliyordu. Yani bu konuya ilgi duyanların pek ulaşamadığı, tabir yerindeyse “gizli kalmış” bir ailenin mensubuydu. 

 

HEYECANLI YOLCULUK

3 günlük fuar çalışmasını bitirip dönüş hazırlıklarını tamamladıktan sonra Dubai’den 130 km kadar uzaktaki başşehir Abu Dabi’ye doğru yola çıkıyoruz. Sahile paralel yolda Basra Körfezi boyunca ilerlerken bu topraklara, daha 1915’lere kadar 400 yıl hükmettiğimizi de aklımızdan geçirmiyor değiliz. Ne de olsa 2-3 saat sonra Sultan Abdülaziz Han’ın torunu ile sohbet edeceğiz.

Randevu saatinden önce, 3 milyar dolar harcanarak geçtiğimiz yıllarda işletmeye açılan, her tarafı altın kaplı Emirates Palace otelini ziyaret ediyoruz. Osmanlı orada da bizi yalnız bırakmıyor. Zemin kattaki İslam Sanatları Sergisi, Sultan İkinci Mahmud Han’ın Peygamberimizin türbesi, Sultan Abdülmecid Han’ın Kâbe-i Muazzama için yaptırdığı, üzerindeki tuğra ve yazıların altın ipliklerle işlendiği muhteşem örtülerin de arasında bulunduğu Osmanlı eserleri ile dolu. Sultan İkinci Selim ve Üçüncü Murad Han’ın altın yaldız tezhipli tuğraları ile adam boyu fermanlarına hayranlıkla bakıyoruz. İçimiz ısınıyor. 

 

SULTAN GELİYOR...

Normalde bir sultanın ayağına gidilir. Ama ne yapalım ki devir değişmiş. Perihan Sultan çalıştığı yerden bir saatliğine ayrılıp o anda bulunduğumuz Marina Mall’a geliyor. Burası Abu Dabi’ye giden herkesin muhakkak uğradığı, en meşhur alışveriş merkezlerinden biri. Oradaki kafelerden birinde oturmuş kendisini bekliyoruz. Şu yaklaşan, aradan geçen bu kadar nesil ve seneden sonra dedelerinin asaletinin hemen fark edildiği, zarif hanım o olmalı... Evet yanılmıyoruz. Tanışma faslından sonra oturup içeceklerimizi ısmarlıyoruz.

İlk defa karşılaşan insanlardaki çekingenlik ve söze nereden başlanacağı konusunda yaşanan kararsızlık içinde önce hediyelerimizi takdim ediyoruz. Sohbetimize başlıyoruz... 

 

> Efendim, padişah anneleri ve eserleri hakkında bir kitap hazırladım. Türkçe ama ileride İngilizceye de çevirmeyi planlıyorum.

Zararı yok, ağabeyim iyi Türkçe konuşur, ben de aşinayım, okumaya çalışırım. 

 

> Biliyorsunuz Sultan Abdülaziz Han’ın annesi Pertevniyal Valide Sultan ve daha önceki padişahların anneleri sizin de büyük anneleriniz.

Çok güzel. Kitapta benim babaannem de anlatılıyor mu? 

 

> Hayır, sadece padişah anneleri anlatılıyor. Ama dediğim gibi çoğu sizin de büyük anneleriniz. Ayrıca halen hayatta olan şehzade ve sultanların şeceresi de eklenmiş durumda. Bakın bu kolda sizin aileniz var. Dedeniz, babanız, siz ve kardeşleriniz...

Çok ilginç. Çok teşekkür ederim.

 

Daha sonra vatanı da hatırlatması bakımından özellikle seçtiğimiz hediyeyi sunuyoruz. 

> Bu da efendim çifte kavrulmuş Antep fıstıklı Türk lokumu. Ama yerken ne olur dikkatli olun.

 

Gülüşüyoruz. 

 

O BİR BANKACI

Yavaş yavaş sormak istediğimiz konulara giriyoruz. 

> Beyrut’tan buraya ne zaman geldiniz. Kaç yıldır buradasınız?

Yaklaşık 15 yıldır, hatta daha fazla süreden beri buradayım. Bir yatırım bankasında çalışıyorum. 

 

> Çalıştığınız yerde sizin bir sultan olduğunuzu biliyorlar mı?

Biliyorlar, çünkü Lübnan’da isimlerimizin yanına unvanlarımızı da koyarlar, prenses diye çağırırlardı. 

 

> Yani başkalarından ayrı tutuluyorsunuz...

Evet. Hatta eski patronum şöyle bir şey anlatmıştı. 60’lı yıllarda cuma namazı için camiye gittiğinde, hatipler bölgenin yöneticilerine ilaveten Osmanlı padişahlarını da hutbede zikreder dua ederlermiş. Bu çok ilginç bir durum ve insanı farklı duygulara sevk ediyor. 

 

> Babanız ve dedeniz 1924’te vatandan ayrıldılar. Sanırım o zaman babanız Süleyman Sadeddin Efendi 6-7 yaşlarında, dedeniz Mehmed Cemaleddin Efendi ise 32-33 yaşlarında idi. Lütfen bize babanızın hikâyesinden bahseder misiniz? İşi, mesleği... Bildiğimiz kadarı ile o bir öğretmendi.

Başlangıçta evet. Daha sonra kendi işini kurdu. Sonra 1975’teki iç savaşta, Beyrut’taki bürosuna bomba isabet etti, işini kaybetti. Sonra Mısır’a gittik. Ben ve kardeşlerim okula gitmemiz gerekiyordu. Orada, bir Alman okuluna devam ettik. 2 sene sonra Lübnan’a geri döndük. Sonra babam, çalışmak için Suudi Arabistan’a gitti. Orada hastalanarak vefat etti. Mezarı Riyad’da. Suudi hükümeti anneme vize vermediği için defin için bizden hiç kimse gidemedi. 

 

6 YAŞINDA SÜRGÜN

Sözü hanedan üyelerine her zaman sorulan mutad konuya getiriyoruz. 

 

> Burada başka bir hayatınız var. Babalarınızın vatandan çıkarılışı yani sürgün konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Türkiye’de hiç yaşamadığım için benim durumum daha kolay. Fakat babamı ve hissettiklerini ele alacak olursak, gerçi o bu konuları hiç konuşmazdı, ama şüphesiz onun İstanbul’u ve Türkiye’yi çok özlediğini anlardınız. Düşünün bulunduğunuz yer sizin ülkeniz değil, ama oraya aitsiniz. Kendi ülkeniz, yani Türkiye ki bir zamanlar harikulade devirler geçirmişsiniz, oraya gitmenize dahi izin verilmiyor. Onun için çok zor bir durumdu. 

 

> Yine de Beyrut’a gelenler şanslı olmalı. Eski bir Osmanlı şehri. Diğerleri Avrupa şehirlerine gittiler...

Şüphesiz. İtiraf etmeliyim ki, babamın anlattığına göre onları çok iyi karşılamışlar. Gittikleri bölgede hüsnü kabul görmüşler. Kendilerine daima bir Osmanlı şehzadesi olarak davranılmış. O zamanlar ancak 20-30 büyük ailenin yaşadığı Beyrut’ta yerel yöneticiler kendilerine vatandaşlık vermişler ve evraklarına imparatorluk prensi unvanlarının yazılması konusunda ısrarcı olmuşlar. 

 

> 1974’te çıkan vatana dönüş izninden sonra babanız İstanbul’a hiç gitmiş mi?

Evet, iç savaş süresince Mısır’da bulunduğumuz sırada ağabeyimle birlikte İstanbul’a gitmişti. O zamanlar 60 yaşlarındaydı ve bu, doğduğu ve 6 yaşında küçük bir çocukken ayrıldığı şehri ilk ve son görüşü olmuştu. Küçükken babam bir gün bana şöyle demişti: “Öldüğüm zaman, İstanbul’da akrabalarımın bulunduğu kabristana gömülmek isterim.” Ama ne yazık ki bu vasiyetini yukarıda anlattığım gibi yerine getiremedik. 

 

1924’TEN 1876’YA DÖNÜŞ

> Efendim, dedeniz mirliva yani tuğgeneral rütbesine erişmiş bir subaydı. 1. Dünya Harbi’nde cephede savaşmıştı. Üniformalarını çıkararak gurbete çıktı. 50 yıl süren sürgün döneminin 23’üncü yılında vatanını bir daha göremeden Beyrut’ta vefat etti. Onun babası Mehmed Şevket Efendi’nin de dramatik bir hikâyesi var.

Öyle mi? O kadar ayrıntılı bilmiyorum. 

 

> Sultan Abdülaziz 1876 yılında tahttan indirilmiş, 5 gün sonra bilekleri kesilerek şehit edilmişti. İhtilalciler, padişahın hanımlarından Nesrin Neş’erek Kadınefendi’yi hasta olarak kayığa bindirdikleri ve yağmur altında ıslattıkları için 7 gün sonra o da vefat etti. 4 yaşındaki Mehmed Şevket Efendi ve 2 yaşındaki Emine Sultan annesiz ve babasız kaldılar. Sultan İkinci Abdülhamid Han bu kendinden 30 yaş küçük amcaoğlunu çok severdi. Onu Yıldız Sarayı’na alarak çocuklarıyla birlikte büyüttü. Ne yazık ki 27 yaşında genç yaşta vefat etti. Tek oğlu olan dedeniz Mehmed Cemaleddin Efendi de 8 yaşında babasız kaldı. 

 

AYRILIK HÜZNÜ

> Ağabeyiniz Orhan Efendi Beyrut’ta yaşıyor değil mi?

Evet, annem de orada. Kız kardeşim son 2 yıldır Dubai’de yaşıyor. Annem gelecek ay bizi ziyarete buraya gelecek. Eğer burada olsaydınız sizinle tanıştırırdım. Sizi görmekten çok mutlu olurdu. 

 

> Siz İstanbul’a hiç geldiniz mi?

Evet bir kere geldim. Topkapı ve Dolmabahçe saraylarını gezdim. Bu yaz tekrar gelmek istiyorum.

 

Artık Sultan’ın işine dönme saati gelmişti. Abu Dabi’nin yatırım bankalarından birinde, önemli bir departmandaki kıdemli yöneticilerden olan Perihan Sultan’a veda ettik. Ekip arkadaşlarımın hepsine isimlerini tekrarlattırdı. Baba memleketinden, ana vatanından gelen bu kısacık esintinden mümkün olan en fazlasını kendinde bırakmak ister gibiydi. Sultan uzaklaşırken eller karşılıklı sallandı, geriye bir ata yadigârını uzak diyarlarda bırakmanın verdiği gönül kırıklığı ve gözlerimizde beliren hüzün kaldı.

 

Bu yazı, 21 Mart 2008 tarihli Türkiye Gazetesi’nde yayınlanmıştır. 

Saturday the 23rd. Telif Hakkı © 2012 http://www.ibrahimpazan.com Her hakkı saklıdır.
Copyright 2012

©