DEVLETİMİZ İMPARATORLUĞUMUZUN DEVAMIDIR (18.9.2018 Yeni Çağrı)

Yazdır

“Devlet-i Ebed-Müddet-i Osmâniyye” Osmanlı devlet salnamelerinde geçen meşhur bir ibaredir. “Sonsuza kadar yaşayacak olan Osmanlı Devleti” manasına gelir. İşin içine sonsuzluğu katarak Türk milletinin “devlet” kavramına verdiği önemin derecesini ifade eder. Nitekim tarihte, Türk milletinin devletsiz kaldığı bir zaman dilimine rastlayamazsınız.

Türk milleti Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra da devletsiz kalmamıştır. Sonuncu Türk devleti, Osmanlının ortaya çıktığı ilk toprakları ve payitahtını da içinde barındıran, vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’dir ve tarihin her devrinde olduğu gibi hâlâ dünyanın önemli devletleri arasındadır.

SAKAT BİR ANLAYIŞ

Ne yazık ki önceki birkaç nesil insanımızın beyni, okullarımızdaki tarih derslerinde yıllarca, Osmanlı ile Cumhuriyet’i birbirinin alternatifi sayan ve Cumhuriyet’in gökten zembille indiğini sanan sakat bir anlayış ile yıkanmıştır. Özellikle 1950’ye kadar okullarda yeni devletimizin, sanki Osmanlı bir düşmanmış da onunla savaşılarak kurulduğu öğretilmiştir.

Hâlbuki 25 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisinde okunarak alkışlarla kabul edilen ve Meclis Reisi Mustafa Kemal Paşa imzasıyla yayınlanan “Büyük Millet Meclisinin Memlekete Beyannamesi”nde şu ifadelere yer verilmekteydi:

“Meclis, Halife ve Padişahımızı düşmanın baskısından kurtarmak, Anadolu’nun parça parça şunun bunun elinde kalmasına mâni olmak, payitahtımızı yine Anavatan’a bağlamak için çalışmaktadır. Biz vekilleriniz Cenabı Hak ve Resul-i Ekrem’i adına yemin ederiz ki Padişah’a ve Halife’ye isyan sözü bir yalandan ibarettir. Allah’ın laneti düşmana yardım eden hainlerin üzerine olsun, rahmet ve yardımı Halife ve Padişahımızı, millet ve vatanı kurtarmak için çalışanların üzerinden eksik olmasın!” (Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, c. 1, Ankara 1920, s. 64-65).

Fakat şartlar zaman içinde öyle gelişti ki Halife ve Padişah’ı İstanbul’daki düşmanın elinden kurtarmak amacıyla Ankara’da açılan Meclis, bu tarihten sadece 2,5 sene sonra saltanatı, 4 sene kadar sonra da hilafeti kaldırdı. Ancak aradan bir asra yakın bir zaman geçtikten sonra, tarihe mal olmuş bu hadiselere bağnazca yaklaşarak yakın geçmişimizi, ecdadımız Osmanlıya karşı bir nefret aracı hâline getirmekten bütünüyle kurtulmak lazımdır. Yoksa böylesine çıkmaz bir sokağa girerek insanımızı kamplara ayırmak kimseye bir fayda getirmez. Yeni devletimize dört elle sarılırken bizlere 623 senelik muhteşem bir geçmiş bırakan Osmanlıyı canıgönülden kucaklamak, son asrın yaşattığı tecrübeler ışığında bize en yakışan davranış olacaktır.

İMPARATORLUĞUN 1886 YILLIĞI

Osmanlıdan kalan belgeler arasında devlet salnâmeleri önemli yer tutar. Devlet salnâmeleri, devletin yukarıdan aşağıya bütün yönetim birimlerini, merkezden atanan devlet memurlarını, yerel yöneticileri ve bir takım istatistiksel bilgileri veren yıllıklardır. Bunların ilki 1847’de (hicri 1263) çıkmış, Sultan II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirildiği hicri 1327 (1909) ile Balkan ve I. Dünya Savaşı yılları hariç olmak üzere 1918’e (hicri 1336) kadar, toplam 68 adet devlet salnâmesi yayımlanmıştır.

Şimdi bu yıllıklardan 41’incisi olan, hicri 1303 (miladi 1886) yılı için hazırlanmış “1303 Sene-i Hicriyyesine Mahsus Salnâme-i Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye”yi elimize alıp önce fihristine bakalım. İnsan sadece bu fihristi okuyunca bile, şu andaki devletimizin yerden bitmediğini, Osmanlının devamı olduğunu anlıyor. 522 sayfalık kitabın aşağıya aldığım fihristini sabırla okumanızı tavsiye ediyorum. Şûrâ-yı devlet, Dîvân-ı muhâsebât, Kânûn-ı esâsî, Hey’et-i vükelâ, Meşîhat dâiresi, Sadâret dâiresi ve Makâm-ı seraskerî dairesi gibi kurum ve kurulların bugünkü Danıştay, Sayıştay, Anayasa, Bakanlar Kurulu, Diyanet İşleri Başkanlığı, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığına karşılık geldiğini söyleyerek gerisini biraz sözlük kullanmak suretiyle çözmeyi sizlere bırakıyorum.

Takvim

Vekâyi-i meşhûre

Esâmî-yi selâtîn-i ızâm

Teşrîfât ve elkâb-ı resmiyye

Memâlik-i şâhâne cedveli

Erbâb-ı merâtib cedveli

Kânûn-ı esâsî

Mâbeyn-i hümâyûn

Hazine-i hâssa-i şâhâne

Hey’et ve meclis-i vükelâ

Hey’et-i a’yân

Şûrâ-yı devlet

Umûr-ı nâfi’a komisyonu hey’eti

Sadâret dâiresi

Âmedî hulefâsı

Sadâret mektûbî odası

Dîvân-ı hümâyûn dâiresi zâbitân aklâmı

Mühimme odası

Vilâyât-ı mümtâze kalemi

Teşrîfât dâiresi

Meşîhat dâiresi

Dâhiliyye nezâreti hey’eti

İntihâb-ı me’mûrîn komisyonu

Tekâüd sandığı nezâreti hey’eti

Sicill-i ahvâl komisyonu

Hâriciyye nezâreti hey’eti

Umûr-ı sıhhiyye meclisi

Sıfat-ı askeriyyeyi hâiz müşîrân

Makâm-ı seraskerî dâiresi

Jandarma dâiresi

Ordu-yı hümâyûnlar ve teferruâtı

Mekteb-i harbiyye-i şâhâne

Mekteb-i tıbbiyye-i şâhâne

Mekâtib-i rüşdiyye-i askeriyye

Bahriyye nezâreti hey’eti

İdâre-i mahsûsa hey’eti

İdâre-i mahsûsa vapurlarının işlediği mahaller

Tophâne-i âmire hey’eti

Umûr-ı adliyye ve mezhebiyye nezâreti hey’eti

Dîvân-ı muhâsebât

Mâliyye nezâreti hey’eti

A’şâr ve agnâm emâneti

Meskûkât-ı şâhâne idâresi

Sikkegenân dâiresi

Ticâret ve zirâ’at ve orman ve ma’âdin nezâreti hey’eti

Düyûn-ı umûmiyye-i Osmâniyye

Evkâf-ı hümâyûn nezâreti hey’eti

Ma’ârif nezâreti hey’eti

Müzehâne

Rasadhâne

Matba’a-i âmire

Mekteb-i mülkiyye-i şâhâne

Mekteb-i sultânî

Lisan mektebi

Mekteb-i tıbbiyye-i mülkiyye

Dârü’l-muallimîn

Dârü’l-muallimât

Dârü’l-muallimîn-i sıbyân

Dârüşşafaka

Dersa’âdetteki zükûr ve inâs mekâtib-i rüşdiyye-i mülkiyyesi

Dersa’âdetteki zükûr ve inâs mekâtib-i ibtidâiyyesi

Dersa’âdette bulunan mekâtib-i husûsiyye

Vilâyâttaki mekâtib-i rüşdiyye-i mülkiyye

Dersa’âdet kütübhâneleri

Bir sene zarfında tab’ına ruhsat verilen kitablar

Dersa’âdetteki matbaalar

Dersa’âdette neşrolunan gazeteler

Salnâme tab’ olunan vilâyât

Nâfi’a nezâreti hey’eti

Memâlik-i mahrûse-i şâhânede bulunan demiryolların mikdâr-ı tûlu

Memâlik-i mahrûse-i şâhânede yapılan yollar

Şehremâneti

Devâir-i belediyye

Zabtiyye nezâreti

Rüsûmât emâneti

Vergi emâneti

Telgraf ve posta nezâreti

Muhâcirîn komisyonu

Bazı düvelin istatistiki

Saltanat-ı seniyye süferâsıyla maiyyet memurları

Şehbenderler

Vilâyât kapı kethüdâları

Vilâyât-ı şâhâne

Eyâlât-ı mümtâze

Rüesâ-yı milel

Nezd-i saltanat-ı seniyyede mukîm süferâ

Düvel-i mütehâbbe şehbender ve konsolosları

Usûl-i sikke-i Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye

Meskûkât-ı Osmâniyye ve ecnebiyyenin ta’rifesi

Taşrada panayır kurulan mahaller

Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye ve düvel-i ecnebiyye nişanları

Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye ve düvel-i ecnebiyye armaları 

Posta haritası

 Bu makale, 18 Eylül 2018 tarihli Yeni Çağrı Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

https://www.yenicagri.com/wp-content/uploads/2018/09/yeni-cagri-gazetesi-18-eylul-2018-sali-tarihli-gazete-sayfalari-6.jpg

Yorumunuzu yazın...

    Tuesday the 11th. Telif Hakkı © 2012 http://www.ibrahimpazan.com Her hakkı saklıdır.
    Copyright 2012

    ©